SEMİ DAYI
 
              Ormanlardan dağlardan,
              akar gelirdi duru sular gibi.
              Atı demir bilekli,
              Eyerinde asılı mavzeri,
              Parlardı ay ışığında çizmeleri,
              yüreği tunçtan,
              yüreği kuş tüyü kadar yufka.
 
              Evinden uzak,
              çocuklarının hasreti dağların ardında,
              görev aşkı tanrının buyruğu,
              dönülmez bir yoldu hakka giden yol,
              ölüm olsada sonunda.
 
              Yazmazdı kitabında hakkı olmayana uzanmak,
              kör bir kuruş haram geçmedi gırtlağından,
              aç kaldığı oldu, doyduğu da,
              şükretti tanrısına sabırla,
              Semi Dayı.
 
              Her gittiği diyarda bir dost,
              her köyde bir akraba,
              her meseleye bir mesel bulurdu.
              Sohbetleri baldan tatlı
              Akıl danışan olurdu bazen,
              lakin kendi işine pek yormazdı aklını.
 
              Sevemedi Enver Paşayı,
              tarihin ihtiraslı komutanını,
              yetim bıraktı 3 oğlan, iki kız üç yaşında,
              babaları Hümmetoğlu Nuri,
              şehit düşmüştü seferberlikte, Sarıkamışta.
 
              Aç ve açıkta değildik biz çok şükür,
              anlamamız zordu kavrayamazdık,
              açlığın ve yoksulluğun kahrını,
              Mehtioğlu Şevket efendi derdi:
              "Kaşıklarken mısır koçanı lapasını kapıda,
               göz bebeklerimiz düştü,
               Mehtioğlu Cemal'la.
               Aç kaldık, yetim kaldık,
               Enver Paşanın ihtirası uğruna"
 
               Memuriyette unutmuştu öküz koşmayı,
               tohum ekmekten pek anlamazdı ilk başta.
               Bir kızgınlık anında Karabalçık'ta,
               saçtı tohumu çuvalla,
               şaşırdı annem yaptıklarına,
               toplarken tohumu topraktan,
               boğuldu gözyaşlarına,
               pişman olmuştu sonunda,
               oldu bir kere derdi,
               Semi Dayı
 
               Şimdi çok uzaklarda,
               belkide çok yakında,
               Semi Dayı.
 
                               YÜKSEL ÖZBEK
 
                                 (Eylül 2007)